Cekim Yasasi
Hic aklinizdan soyle bir soru gectimi?
" Neden dünya nüfusunun % 1’i, dünyadaki toplam maddi gelirinin % 96’sını kazanıyor? "
Secret kitabina gore bu tesadüf degil. Her neye inanmak isterseniz ona inanabilirsiniz. Fakat bilgi çağında olduğumuzu unutmamamiz gerekir. Yani bu gün tek bir bilgi ile servet kapıları acilabildigi gibi amansız hastalıkların sırları da çözülebiliniyor.
Rhonda Byrne'nin “THE SECRET” sır adli kitabin teorisi kisaca soyle:
" Çekim Yasası, başınıza gelen herşeyi, siz hayatınıza çekiyorsunuz ve hepsi zihninizde tuttuğunuz suretlerden dolayı size geliyor ve bu durum da sizin düşüncelerinizden kaynaklanıyor. Ne düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz. "
- Benzer benzeri ceker. Kendinizi bir mıknatıs gibi düşünürseniz (hepimiz biliriz ki mıknatısın bir çekim gücü vardır. Cekim yasası da "Benzerler birbirini çeker" der).
- Agirlikli dusuncelerimiz ne ise ona uygun insanlari, olaylari ve deneyimleri hayatimiza cekeriz. Burada bir düşünce düzeyinden bahsediyoruz. İstediğimiz şeyi zihnimizde netleştirdigimizde evrenin en güçlü yasası işlemeye başlıyor; çekim yasası.
- Tum dusunceler dalga formudur. Sadece dalga formlari vardir. Bu nedenle dusunce kaderdir. Yasa dusuncedir. Dolayisiyla, en çok neyi düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz ve o hale gelirsiniz.
- Yasa kosulsuz sevgi boyutunda calisir. Kosulsuz sevginin disinda bir seyin olmamasi bize armagandir.
- Evrende her sey enerjiden olusur. Enerji yaratilmaz, yok edilemez ve surekli form degistirir. Düşünceler nesnelere dönüşür; birçok kişi şunu anlamaz; her düşüncenin bir frekansı vardır ve düşünce ölçülebilir. Bir düşünceyi tekrar tekrar düşünürseniz ya da sürekli hayalini kurarsanız (İstediginiz yeni arabayı almak, ihtiyacınız olan parayı bulmak veya ruh eşinizi bulmak); o düşünceyle ilgili olan frekansı uygun bir temele yerleştirirsiniz. Düşünceler etrafa manyetik bir sinyal yayarlar ve bu sinyaller tekrar size dönerler. Bolluk içinde yaşadığınız düşünün, kendinize çekeceksiniz. Bu her zaman, herkes için işe yarar. Sorun şu ki; çoğu insan istemediği şeyi düşünür! Ve başlarına olumsuzlukların niye tekrar tekrar geldiğini merak eder. Çekim yasası sizin bir şeyi iyi ya da kötü algılamanızla veya olmasını isteyip istememenizle ilgilenmez! Sadece düşüncelerinize cevap verir. Eğer kendinizi berbat hissediyorsanız, yolladığınız sinyal budur: "Kendimi berbat issediyorum." Kendinize bu cümleyi tasdiklersiniz, bunu benliğinizin tüm katmanlarında hissedersiniz ve size fazlasıyla geri döner. İstediğiniz bir şeylere bakıp da "Evet bu!" dediğinizde, bir düşünceyi harekete geçirirsiniz. Çekim yasası da, bu düşünceye cevap verir ve uygun şeyleri size getirir. İstemediğiniz birşeye baktığınızda ve ona "Hayır!" diye bağırdığınızda onu uzaklaştırmaz, aksine onunla ilgili düşünceyi harekete geçirirsiniz ve bu defa çekim yasası o düşünceyle ilgili şeyleri önünüze getirmeye başlar. Hayat, çekim yasasını temel alıyor. Herşey çekim yasası ile ilgili ve çekim yasası her zaman işliyor. İnanın, inanmayın, anlayın ya da anlamayın, her zaman işliyor. Geçmişi, bu anı veya geleceği düşünüyor olabilirsiniz. Bunu ister imgeleyerek, ister anılara giderek veya tefekküre dalarak yapın. Her şekilde o düşünceyi harekete geçirirsiniz ve evrenin en güçlü yasası olan çekim yasası, bu düşüncenize cevap verir. Oluşum her an devam ediyor. Her anın kendi düşüncesi ya da sürekli bir kuantsal düşünce şekli vardır.
- Suclayan, sikayet eden, yakinan insan, kendi yasaminin sorumlulugundan kacmak ugruna kurban olmayi, aciz olmayi, caresiz olmayi kabul eder. Çekim yasası: "Neyi düşünür ya da odaklanırsan onu alırsın" der. Ondan yakınıyor olman, yakındığını sana daha çok yaklaştırır. Çok pozitif bir bakışımız olabilir ve pozitif kişi, olay ya da durumları kendimize çekebiliriz. Ya da tam aksi; negatif yönelimli ve kızgın olabiliriz, bu durumda da olumsuz kişi ya da koşulları kendimize çekeriz. Bilinçli veya bilinçsiz, aklınızda tuttuğunuz; sizi (olumsuz) etkileyen düşüncelerden kurtulun! Asıl zorluk budur. "Sır"ra dikkatli bakın... Günlük hayatınızda düşüncenin gücüne... Tek yapmamız gereken gözlerimizi açıp bakmak. Çevrenizde çekim yasasının kanıtlarını görürsünüz. En çok hasta olan, hastalıktan en çok bahsedendir. Bolluktan en çok bahseden, bolluk içindedir. Çekim yasası her yerde aşikardır, eğer ne olduğunu anlarsanız. Siz bir mıknatıssınız, düşünceleri, insanları, olayları, hayatları kendinize çekersiniz. Yaşadığız her olayı bu güçlü çekim yasasıyla kendinize çekersiniz. Size sadece “istekli düşünce” veya “ha-yal kur-ma çıl-gın-lı-ğın-dan bahsetmiyorum”; size daha derin, temel bir anlayıştan bahsediyorum. Kuantum fiziği gerçekten tam da bu keşfi işaret etmeye başlıyor."Aklın olmadığı bir evren düşünemezsiniz." diyor. algılanan her şeyi akıl şekillendirir. Anlamamanız, reddetmeniz anlamına gelmez. Elektriğin nasıl oluştuğunu da anlamazsınız; ilk başta kimse elektriğin ne olduğunu bilmiyordu; bilmesine de gerek yoktu ama herkes ondan faydalanıyordu. Siz elektiriğin nasıl çalıştığını biliyor musunuz? Hayır ama elektrik sayesinde fırında yemek pişirebilirsiniz, öyle değil mi? İnsanlar çekim yasasını anlamaya başladıkça, çoğunlukla önceden sahip oldukları olumsuz düşünceler nedeniyle korkarlar.
- Eger yapamam, edemem derseniz yapamazsiniz. Yapabilirim derseniz yaparsiniz. Her iki halde de hakli olursunuz.
- Guc kullandikca artar. Sevgi paylastikca cogalir. Bilgi kullanildikca yararli olur. Bilgelik bu ucunun sindirilmesidir. Mutlu bir yasamin, basarinin, doyumun kosulu ic huzurdur.
- Dusuncelerimiz enerjidir.
- Fiziksel ya da ruhsal her sey ayni enerji yasalarina tabidir.
- Evrende her sey enerji ile baglantilidir.
- Evren cabasizca, kendiliginden, bolluk ve cesitlilik icinde yaratir.
- Cevrenizdeki her sey, doga, gezegenler, hava, su kendiliginden cabasizca ve birileri onlari analiz etmeden yaratildi. Yaratici sureci baslatan gucun ne oldugu, ona ne isim verdiginiz onemli degil. Yaratilan her sey ortada ve her sey surec icinde dogal olarak cabasizca yaratildi.
- Siz evrenin bir parcasisiniz. Gordugunuz herseyi yaratan yaratici gucun aynisina siz de sahipsiniz. Potansiyelinizi sinirlayan tek sey kendi inanc sisteminiz.
- Hayatinizda olan her sey sizin tarafinizdan yorumlaniyor.
- Olana siz anlam katiyorsunuz, duygusal tepki veriyorsunuz, her seyi siz ilave ediyorsunuz.
- Dusunceleriniz enerji datasini tasiyor ve kendi realitenize tasiyor.
- Sizin gercek dediginiz sey kendinizle yaptiginiz bir anlasmadan, verdiginiz onaydan baska bir sey degil.
- Realitemiz kabul ettigimiz gercekler ile sekilleniyor.
- Neyin "imkanli" neyin "imkansiz" oldugunu boyle ogreniyoruz.
- Bunlari diger insanlardan ogreniyoruz.
- Sorun, bu diger insanlarin da kendi sinirli inanc sistemleri olmasinda ve yine bu inanclarini "gercek" olarak kabul ve empoze etmelerinde yatiyor.
- Boylece insanin sinirli bir varlik oldugu ile ilgili dusunce virus gibi yayiliyor ve biz gercek dogamizin farkina bile varmiyoruz.
- Isteklerine ulasan insanlar oz sorumluluklarini biliyorlar. Simdide yasamayi biliyor. Sevdikleri hayati yasamayi biliyor. Tutkularinin pesinden gitmeyi biliyorlar.
- Tutkularimiz bize net olarak ne yapacagimizi soyluyor.
- Bu guclu enerji arzu ettigimiz seylerin hayatimizda olmasi icin cekim gucu yaratir.
- Evrenin comertligini engelleyen tek sey kendi sinirli inanclarimizdir.
- Bilincimizde ve bilincaltimizda ne tur dusunceler ve inanclar varsa bu inanclara uygun deneyimleri hayatimiza cekiyoruz.
- "Bilincalti dusuncelerimiz bilince cikmadikca karsimiza kader olarak cikar"
- Hayatimiza cektigimiz olaylar, kisiler, durumlar dogrudan bilinc ve bilincalti dusuncelerimizin yarattigi realitedir.
- Einstein "Eger beynimizden cikan dusunceleri takip edebilseydik, onlarin dunyayi dolasip yine beynimize girdiklerini gorebilirdik"
- Her sey daima kaynagina geri doner. İki şeyden uzak olmalısınız: Bilimsel olarak açıklanmıştır ki, yapıcı düşünce, olumsuz düşünceden 100 kat güçlüdür. Eh, o zaman bunu biliyorsanız , korku azalır.Zaman tamponu olan bir gerçeklikte yaşıyoruz ve bu gerçekten işimize yarıyor. Düşüncelerinizin anında gerçekleştiği bir çevrede yaşamak istemezdik, öyle değil mi? Düşüncelerinizin ortaya çıkışı biraz zaman alır ve bu iyi gerçekten iyi bir şeydir!Düşüncelerinizi fark etmeli, seçmeli ve bundan hoşlanmalısınız.Çünkü siz, kendi hayatınızın şaheserisiniz, siz hayatınızın "Michelangelo"susunuz ve bunu düşüncelerinizle yapıyorsunuz.Geçmişte bu "sır"rı bilen liderler, "sır"rı sakladılar; böylece "gücü" kendilerinde tutup, paylaşmadılar ve insanlar bu "sır"rı bilmediler.İnsanlar, işe gittiler, eve geldiler, çalışmaya devam ettiler."Güç"leri olmadan koştular, çünkü "sır"rı çok az insan biliyordu.Yasaları olan bir evrende yaşıyoruz; mesela yerçekimi yasası, eğer bir binadan düşerseniz, iyi insan veya kötü insan olmanız hiç farketmez, yere düşersiniz.Hayatınızdaki her şeyi -yakındıklarınız dahil- hayatınıza siz çektiniz! İlk bakışta bunu duymaktan nefret edeceğinizi biliyorum; diyeceksiniz ki: "Trafik kazasını ben çekmedim". "Bu durumu ben çekmedim"ya da yakındığınız herhangi bir şeyi çekmediğinizi iddia edeceksiniz. Bu noktada söylemeliyim ki; evet hepsini siz çektiniz!Bu anlaması en zor olan kavramdır. Ama bir kez kavranırsa, hayatınızı değiştirir. Bu büyük "sır"rın bir parçasıdır. Birçoğumuz terslikleri çekeriz ve bunu kontrol edemeyeceğimizi çünkü bunun, doğal yapımızda otomatikman var olduğunu düşünürüz.
- Birileri ile ilgili kotu seyler dusundugumuzde o dusunceler bizim zihnimizden kaynaklandigi icin yine bizim hayatimizda yansimalarini goruruz.
- Kime ne yaparsak kendimize yapiyoruz aslinda.
- Her birimiz tum yasam deneyimlerinden %100 sorumluyuz.
- Aklinizda olan her dusunce gelecegimizi olusturur.
- Herkes icin en buyuk mutsuzluk "yeterince iyi degilim" diye dusunmektir· Bu sadece bir dusuncedir ve dusunce degistirilebilir.
- Kendinizi gercekten sevdiginiz zaman hayatimiz her yonuyle duzene girer.
- Olumlu degisimlerin anahtari simdi ve burada kendimizi onaylamak ve kabul etmektir.
- Bedenimizde hastalik denen seyin yaraticisi biziz.
- Kendi hakkimizda dusunduklerimiz kendi gerceklerimizdir.
- Her birimiz dusunce ve duygularimizla kendi yasam deneyimlerimizin yaraticisiyiz. Düşünceleriniz, duygularınızı oluşturur. Duygularımız, neyi kendimize çektiğimizi anlamamıza yardım ederler.Bize göre iki duygu vardır: İyi hissettiren ve kötü hissettiren.Her durumu bu iki duyguyla değerlendiririz.Olumsuz hisler; suçluluk veya öfke veya kırgınlık gibi bunların hepsi aynı iyi hissetmeme duygusunu yaşatırlar. Tüm bu hisler, bize o anda düşündüğümüzün istediğimiz türden bir şey olmadığını söylerler .Bunlara "kötü frekans" ya da "kötü titreşim" vb. de denebilir.İyi hisler; sevgi, mutluluk, umut gibi bize düşüncemizin isteyeceğimiz türden şeyleri getireceğini söylerler.Yani "Şu anda neyi kendime çekiyorum?" sorusunun cevabı hislerinizdir.
- Dusuncelerimiz ve sozcuklerimiz ile deneyimlerimizi yaratmaktayiz
Yorumlar