Kayıtlar

2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayatimizdaki Civiler

Resim
Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. ' arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak' demiş. Genç, birinci ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence 'bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi sök' demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona 'aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara(delik)bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak(kapanmayacak). Bir arkadaş ender ...

Gunun Sozu

Resim
Dunyadaki esas facialar, hakli ile haksiz arasindaki anlasmazliklar degil, iki hakli arasindaki anlasmazliklar. Georg Hegel

Omer Hayyam'dan secmeler

Resim
Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş! Bırak onu bunu da gönlünü tut hoş! Şu durmadan kurulup dağılan evrende Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!

Gunun Sozu

Resim
"Kaptanin ustaligi, deniz durgunken anlasilabilir mi?" Lukianos

Gunun Sozu

Resim
Herkes sinirlenebilir; bu kolaydir; fakat gereken kisiye, gereken olcude, gerektigi zaman, gerektiren bir amac icin ve gereken sekilde sinirlenmek, iste, bunu herkes yapamaz; kolay da degildir.

Kader

Resim
Bize kendi anne ve babamizi secme hakki verilmemistir. Hepinizinde bildigi gibi davranis ve fiziki ozelliklerimizi buyuk olcude belirleyen genetik kodlarimizda bize atalarimizdan mirastir. Nerede dogup ve nasil bir cevrede buyuyecegimizi yine biz belirlememisizdir. Dolayisiyla, dusunecek olursak neredeyse hayatimizdaki bizi yonlendiren bir cok seyin secimi bize ait degildir. Bu yuzden kader kesinlikle vardir. Ama bu demek degildir ki hayatimizin tumuyle hakimi kaderimiz degildir. Mesela bir sinava calismazsak cok buyuk bir ihtimalle gecemeyiz. Bundan sebep, ben hayatin %50 si kader %50 si senin secimlerin oldugunu dusunuyorum.

Gunun Sozu

Resim
"Yalniz is guc pesinde kosmaktan baska bir ugrasisi olmayan insanda vicdan bulunmaz. Vicdan, yalniz dusunebilen insanda vardir." Goethe (1749-1832)

Gunun Sozu

"Tanriya eksikliklerim icin sukrediyorum. Ben onlar sayesinde kendimi, isimi ve Tanrimi buldum." Omrunu sagir, kor ve dilsiz olarak geciren Amerikali yazar Helen Keller soylemis. Genelde bir sey eksik oldugu zaman insan kendini uzer ve neden der? Benim kisisel inancimda Helen Keller ile paralel. Yani, "Her seyde bir hayir vardir."

Bağışıllık Sistemini Güçlendirme Meditasyonu

Resim
Özellikle bir hastalığın ilk belirtilerini hissettiğinizde yapılırsa etkili olur. Ilerlemiş hastalıklarda ise ancak onu sık aralıklarla ve yoğun bir odaklanmayla yaparsanız işe yarar.Bunun disinda, enerji alanınızı karıştıran herhangi bir olumsuzluk formunu da etkisiz kılabilir.Bu meditasyonasagida belirtildigi gibi gerceklesir : •Birkaç dakika zamaniniz oldugunda ve özellikle gece uykuya dalmadan önce son şey ve sabah yataktan kalkmadan önce ilk şey olarak, bedeninizi bilinçle doldurun. Sırt üstü uzanın, gözlerinizi kapayın. •Önce dikkatinizi bedeninizin değişik bölümlerinde , ellerinizde, ayaklarınızda, kollarınızda, karnınızda vbg. odaklayın. Yaşam enerjisini bu bölümlerin içinde mümkün olduğunca yoğun bir biçimde hissedin. •Her bölüm üzerinde en az 15 saniye kadar odaklanın. Sonra dikkatinizi bedeninizde, ayaklardan başa, baştan ayaklara birkaç kez dalga gibi dolaştırın. Bunun sadece 1 dakika alması gerekir. •Bundan sonra, içsel bedeninizi bir bütün olarak , tek bir ener...

Pozitif dusunmek

Resim
“ Düşüncelerin pozitif olsun, çünkü düşüncelerin sözlerin olur. Sözlerin pozitif olsun, çünkü sözlerin davranışların olur. Davranışların pozitif olsun, çünkü davranışların alışkanlıkların olur. Alışkanlıkların pozitif olsun, çünkü alışkanlıkların değerlerin olur. Değerlerin pozitif olsun, çünkü değerlerin kaderin olur .” (Gandhi) S u bir gercektir ki, her birimiz tum yasam deneyimlerinden %100 sorumluyuzdur. Farkimiza varmamiz gereken en buyuk gerceklik ise" Aklinizda olan her dusunce gelecegimizi olusturur " Bundan dolayidirki, dusuncelerimizi gelistirmek bir manada hayatimizi zenginlestirmektir ve mutluluga erismemizde bu cok onemli rol oynamaktadir. Ornegin insanlar icin en buyuk mutsuzluk kaynaklarindan biri " yeterince iyi degilim " diye dusunmektir · Bu sadece bir dusuncedir ve dusunce degistirilebilir. Kendinizi gercekten sevdiginiz zaman hayatimiz her yonuyle duzene girer. Olumlu degisimlerin anahtari simdi ve burada kendimizi onaylamak ...

Geçmişi yük olarak taşımak niye….

Resim
Iki kesis yolda giderlerken, bir su birikintisinden karsiya geçmek için bekleyen genç bir kadin görmüsler.Kesislerden biri, digerini çok kizdirarak genç kadini tasiyip suyun diger yanina geçirmis.Yaklasik bir mil sonra, arkadasinin davranisina çok sasirmis olan kesis yorum yapmis:"Biz bakiriz, birak bir kadini tasiyip karsiya geçirmek, kadinlara bakmamiz bile yasak.Nasil böyle bir sey yapabildin? "Diger kesis cevap vermis:"Ben o genç kadini bir mil geride biraktim. Sen neden hala tasiyorsun? "Sorunlarimizin, üzüntülerimizin ve hayal kirikliklarimizin geçmiste kalmasina izin vermezsek bunlar omuzlarimizdaki bir yük haline gelir. Agirliklari, bizi gülmekten alikoyar.Eger keyifli bir yasam istiyorsak, içinde bulundugumuz kosullarla ugrasip durmaktan vazgeçmeli, yasadiklarimizi kabullenmeyi ögrenmeliyiz.Degismesini istedigimiz seylerin üzerinde durmali ve bunun için çaba sarfetmeliyiz.Ama bunu yaparken olaylarin üzerinde çok fazla yogunlasip, tüm gücümüzü bunun için...

Birbirini tamamlamak

Bir gün, bir adam,kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait olduklar* yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir 'yabancı'yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini... Biri karga, biri leylek... O kadar farklıdır ki kuşlar ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de bir bacağının olmadığını keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, birlikte yasarlar beklenenlerin yanında tutunamayanlar. O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan. Bacaksız kuşlar birbirlerinin 'arıza'larını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine. En sahici dostluklar ortak varlıklar ü...

Bilge ile Köpek

Resim
Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:-Benim bundan öğrendiğim şu oldu,der.-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır

Bes Maymun(Boyle Gelmis Boyle Gider)

Resim
Kafese bes maymunu koyarlar.. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzlari asarlar. Her bir maymun merdivenleri çikarak muzlara ulasmak istediginde disaridan üzerine soguk su sikarlar... Her bir maymun ayni denemeye giristiginde buz gibi soguk suyla islatilir... Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sirilsiklam islanirlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar digerleri tarafindan engellenmeye baslanir. Suyu kapatip maymunlardan biri disari alinip yerine yeni bir maymun koyulur. Ilk yaptigi is muzlara ulasmak için merdivene tirmanmak olur; fakat diger dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler... Daha sonra islanmis maymunlardan biri daha yeni bir maymunla degistirilir... Ve merdivene ilk yaptigi atakta dayak yer... Bu ikinci yeni maymunu en siddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de degistirilir. En yeni gelen maymun da ilk ataginda cezalandirilir. Diger dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu...

Anorexia ve Melankoli

Günün birinde güçlü bir ülkenin kralı kendini inek sanıyormuş ve herkese kesilip etinin yenmesi için yalvarıyormuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Diğer rahatsızlıklarda eklenmiş. ( Anorexia ya bağlı psikolojik ve bedensel etkiler) Bütün hekimler çaresizlik içindeyken İbni sinaya danışırlar.Kendisini kasap olarak krala tanıtmalarını ister. Kralaın yanına gider,bıçağını biler, sırtını , midesini, tıpkı kasaplık hayvan bakar gibi eliyle kontrol eder. Kral kesileceği ve etinin yeneceği için o kadar mutludur ki !( Burada R. Bandlerin, şu sözü aklıma geliyor, hastaya uyum sağlamak. Onu bizim şartlarımıza uydurmak yerine öncelikle onun dediğini kabul edip, daha sonra evrensel doğrularımızı anlatmak.) Fakat ünlü hekim, bu ineğin henüz kesilecek kadar olmadığı zayıf ve bitkin olduğunu, iyice yedirilip güçlenmesi gerektiğini söyler ve daha sonra onu kesmeye geleceğini söyler. Kral o andan sonra kesileceği günün hayali ile yemeye başlar. Anorexia düzeldikten sonra ruhsal durumuda düzelmiş ve şifa bu...

Yaşama Nasıl Bakıyorsunuz?

Resim
Fransa’da, agir isçilerin isleri hakkinda ne düsündüklerini incelemek üzere arastirmayi yürüten bir görevli, bir insaat alanina gönderilir. Görevli, ilk isçiye yaklasir ve sorar :  “Ne yapiyorsun?”  “Nesin sen, kör mü?” diye öfkeyle bagirir isçi.  “ Bu parçalanmasi imkansiz kayalari ilkel aletlerle kiriyor ve patronun emrettigi gibi bir araya yigiyorum. Cehennem sicaginda kan ter içinde kaliyorum. Bu çok agir bir is, ölümden beter.”  Görevli hizla oradan uzaklasir ve çekinerek ikinci isçiye yaklasir. Ayni soruyu sorar :  “Ne yapiyorsun?”  Isçi cevap verir : “ Kayalari mimari plana uygun sekilde yerlestirilebilmeleri için, kullanilabilir sekle getirmeye çalisiyorum. Bu agir ve bazen de monoton bir is, ama karim ve çocuklarim için para gerekli. Sonuçta bir isim var. Daha kötü de olabilirdi.” Biraz cesaretlenen görevli üçüncü isçiye dogru ilerler. “ Ya sen ne yapiyorsun?” diye sorar. “Görmüyor musun?” der isçi kollarini gökyüzüne kaldirarak...

Emeginin karsiligini ne yaptigindan haberi olmayan insanlardan alamazsin

Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş... Ve onu "Renklerin Ustası" anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da;kısaca Ranga Guru derlermiş... Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş... Ranga Guru ise; - Sen artık ressam sayılırsın Racaçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek. diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor... Çok üzülmüş tabii.Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzü...

Acele Karar Vermeyin

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at bir at değil benim için; bir dost. İnsan dostunu satar mı hiç?” dermiş sürekli.Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış. “Ne talihsiz ne bahtsız adamsın . Var yok bir atın vardı onu da çaldılar. Keşke zamanında krala satsaydın, ömrünün sonuna dek beyler gibi yaşardın. Şimdi ne atın var ne de paran. Vah vah.” İhtiyar cevap verir büyük bir bilgelikle: “Karar vermek için acele etmeyin. Atım için sadece kayıp deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi yoksa bir şans mı , bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.” Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan birkaç zaman geçtikten sonra at, bir gece ansızın dönmüş ....

Yolumuzdaki Engeller

Hayat denen yarış pistinde önünüze bir çok engel çıkacak. Bu engellere bakış açınız ise sizin başarınızı etkileyecektir. Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmus, kendisi de pencereye oturmustu. Bakalim neler olacak?. Ülkenin en zengin tüccarlari, en güçlü kervancilari, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öglene kadar. Hepsi kayanin etrafindan dolasip saraya girdiler. Pek çogu krali yüksek sesle elestirdi. Halkindan bu kadar vergi aliyor, ama yollari temiz tutamiyordu. Sonunda bir köylü çika geldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sirtindaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarildi ve ikina sikina itmeye basladi. Sonunda kan ter içinde kaldi ama, kayayi da yolun kenarina çekti. Tam küfesini yeniden sirtina almak üzereydi ki, kayanin eski yerinde bir kesenin durdugunu gördü. Açti. Kese altin doluydu. Bir de kralin notu vardi içinde. "Bu altinlar kayayi yoldan çeken kisiye aittir" diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek...

Yaşam kahveyse iş ve mevki fincandır…

İs yasaminda önemli yerlere gelmis bir grup eski mezun arkadas grubu üniversitedeki hocalarindan birini ziyarete gitmis. Cesitli konular konusulduktan sonra sohbet, isin yarattigi strese ve hayatin zorluklarina gelmis. Yasli üniversite hocasi ziyaretcilerine kahve ikram etmek üzere mutfaga gitmis ve degisik boy, renk ve kalitede bir cok fincanin bulundugu bir tepsiyle geri dönmüs. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanlari ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarini söylemis. Tüm eski ögrenciler kahvelerini alip koltuklarina döndügünde hocalari onlara sunu söylemis: "Farkina vardiniz mi bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahali fincanlarin hepsi alindi, masada yalnizca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldi. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama iste bu demin bahsettiginiz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istedigi fincan degil, kahve iken, bilinçli olarak herbiriniz birbirinizin aldigi fincan...

Bambu Ağacı-Basarı Uzerine

Resim
Çinliler bambu ağacını şöyle yetiştirir : Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat tohum bu yılda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru şudur: Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? Bu sorunun cevabı hiç şüphesiz ki beş yıldır. Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden, hatta var olmasından söz edebilir miydik? Bir başarının şartları her zaman çok basittir; Çalışın, sabredin... Her zaman inanın ve hiçbir zaman geri dönm...

Makul Olmayan Insan Olmak

Makul insan kendini çevreye adapte eder. Makul olmayan insan çevreyi kendine adapte eder.Bu nedenle tüm ilerleme makul olmayan insanlara bağlıdır. George Bernard Shaw

Kendini Bilmek Uzerine

Ilim ilim bilmektir, Ilim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsen, Bu nice okumaktir. Yunus Emre

Saglik icin Yapabileceklerimiz

Hepimizin kolaylıkla uygulayabileceği bir takım basit ama çok etkili bilgileri sizlerle paylaşarak, sagliginiza birinci onceligi vermenizi tavsiye ediyorum. Dogru Nefes Almak: Nefes almayı biliyor musunuz?"Tabi ki nefes almayı biliyoruz" dediğinizi duyar gibiyim.Demek istediğim, doğru nefes almayı biliyor musunuz? Öncelikle bilmemiz gereken, solunum sistemiyle beyin ve vücut fonksiyonlarının ilişkisidir. Hücrelerimiz enerji kullanırken atık maddeler üretirler. Bu atık maddelerin bir kısmı karbon monoksit gazıdır.Bu zehirli atıkları vucudun disari atabilmesi icin, kanın yeterli oksijen taşıması ve toksinleri dışarı atan lenf sisteminin iyi çalışması gerekir. Dolayisiyla, kan oksijenlenmezse bedenimizi toksinlerden arındıramayız. Kaslarımız oksijensiz kalır ve lenf sistemi yavaşlar. Sonucta, enerji tükenir ve gergin, depresif bir ruh haline geceriz. Beyin yalnız saf glikoz ve oksijen kullandigi icin beyne giden kanda oksijen miktarı azaldığında beyin glikozu kullanamaz.Bunun so...

Basari Icin Gerektiginde Risk Goze Alinmalidir

“Eger firtina çikinca yolcular gemiyi terk etmis olsalardi, kimse okyanusu geçemezdi.” Charles F. Kettering Su bir gercektir ki, güresçinin yenildigi an, devrildigi an degildir. Cunku, bir daha ayaga kalkabilir. Yani, mücadele devam edebildigi sürece yenilgi yoktur.Diger bir ifadeyle biz yenilgiyi kabul ettigimizde yenilmis sayiliriz. Dolayisiyla, eger vazgeçecekseniz, varsin olsun bunun nedeni güresçi gibi kollarimizin çaresiz kalmasi olsun. Ama kesinlikle riski göze alabilin. Zira, riski göze aldiginizda ayni zamanda basarabileceginize inaniyorsunuz da demektir. Cumhuriyet döneminde yasanmis bir hikaye basari icin gerekenleri guzelce temsil ettigine inanmaktayim. Resmi bir ziyaret için Türkiye’ye gelen Ingiltere Basbakani W. Churchill Atatürk’le görüsmektedir. Görüsme sirasinda Churchill Atatürk’e bir soru sorar: ”Kurtulus Savasini nasil kazandiniz?” Atatürk genç yaverinden silahini ister. Içinden tüm mermileri çikarir. Disaridan bir nöbetçi asker çagirtir, tabancayi uzatir, “Kendini...