Kayıtlar

2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dusen Ucak

Resim
Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış ve demiş ki:  'Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum.Atlarlarsa kurtulma şansları var, ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!' Tabii, böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor. Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, 'Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.' diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş: 'Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonlar'ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız, tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!' Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar.Sonra, hostes İngilizler'e yönelmiş: 'Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!' Bütün İngilizler hevesle atlamışlar. Sıra Fransızlar'a gelmiş. Hostes: ...

Olaylari Tam Gormek

Resim
Vaktin birinde padişahın biri bir rüya görmüş. Rüyada denizin dibinde geziniyormuş. Uzakta dev bir karaltı fark etmiş. Karaltı ona seslenmiş: "Yaklaş ve beni gör. Benim mahiyetlerimi kavrarsan saadetin en büyüğüne ulaşacaksın." Padişah tam yaklaşmaya karar vermiş ki o an da uyanmış. Uyanınca meraka kapılmış. Acaba gerçekten denizin dibinde böyle bir şey var miydı? Bu nasıl bir rüyaydı ve niçin ona yaklaşamamıştı? diye dusunmus. Bunun uzerine dalgıçları toplamaya ve bu işin mahiyetini öğrenmeye karar verir. " Kim bana deniz dibinde gördüğüm şeyin resmini çizebilirse ona yeryüzünün en büyük ödülünü sunacağım" diye ferman çıkarmış ve bunu tellallar aracılığıyla tüm memlekete duyurmuş. Dünyanın dört bir yanından dalgıçlar gelmiş. Her gelen dalgıç, verileceği bildirilen ödüllere bir an önce kavuşmak arzusuyla suya dalarak deniz dibindeki karaltının neye benzediğini anlamaya çalışmış. Sayısız dalgıç denize dalıp çıkmış. Kimisi, o bir hortumdur demiş; kimisi, o bir sütu...

Acsam Ruzgara

Resim
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Mavilerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaz... Mercan adalarda bir liman.. Beyaz bulutların ardından Gelse altın ışıklı bir yaz. Doldursa içimi orada Baygın kokusu iğdelerin. Bilmese tadını kederin Bu her alemden uzak ada. Konsa rüya dolu köşkümün Çiçekli dalına serçeler. Renklerle çözülse geceler, Nar bahçelerinde geçse gün. Her gün aheste mavnaların Görsem açıktan geçişini Ve her akşam dizilişini Ufukta mermer adaların. Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş, İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş. Versem kendimi bütün bütün Bir yelkenli olup engine; Kansam bir an güzelliğine Kuşlar gibi serseri ömrün. Orhan Veli Kanık

Karşısında Kimse Yokmuş!

Resim
Temel, Ankara'dan İstanbul'a trenle gelir. Tren kendisini tutar tabii...Sapsarı ve bitap haldedir. Nedenini sorarlar. “Ters oturduğum için tren beni tuttu” der. “Karşında oturana rica etseydin...” “Aklıma geldi, ama karşımda kimse yoktu.”

Balik Avi

Resim
Temel ile Dursun, İstanbul'a yeni gelmişlerdir. İş bulamamaları nedeniyle, aç karınlarını doyurmak için Unkapanı Köprüsü üzerinde Haliç'in kirli denizinde balık tutmaya başlarlar. Temel atar oltasını, kısa bir süre sonra  eski bir postal ceker... Dursun'da atar oltasını.Kısa bir süre sonra o da  eski bir gömlek ceker. Temel bir daha atar oltasını.Kısa bir süre sonra bu defa da küçük bir tava ceker. Bunun üzerine bağırır : “Dursun! Hemen tüyelim burdan.Galiba aşağıda birileri oturuyor!...”

Arastirmaci Temel

Resim
Temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak bir pire almış. Çok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye: —zipla bakalım diye seslenmiş. Doğal olarak zıplayarak dolasan bir hayvan olan pire yarım yamalak da olsa zıplamış, Temel pireyi hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış: — zipla bakalı, ula zıplasana, zıpla be hayvan. Fakat ayakları kesilen pireden hiçbir hareket yok..... Temel hemen kalemi kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış: — Pire incelendi. Sonuç: "Pirenin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır."

Temel Fikrasi, Akşam Serinliği

Resim
Bir grup turist, kendi aralarında konuşmaktadır. İngiliz, hidrojeni patlatacaklarını, Rus ile Amarikalı Ay ve Merih'i fethedeceklerini söylerler. Sıra bizim Temel'e gelince, “şu yakında, ha biz da Cüneşe cideceğuz” der. Böyle bir tasarıdan hiçbirisinin haberi yoktur. Hayretle sorarlar : “Nasıl olur? Henüz yıldızların keşfedilmediği evrende Güneşe gidebilmek, olacak şey değil!” “Peki o kadar sıcağa nasıl karşı koyabileceksiniz?” Bizim Karadenizli : “Hesabı sıkı yapılmıştır. Akşam serunluğunda cideceğuz da...”